ANASAYFA

Kufi ve Makıli Yazı


Yaratan rabbinin adıyla oku!
O, insanı alaktan yaratmıştır.
Oku! Kalemle (yazmayı) öğreten, (böylece) insana
bilmediğini bildiren rabbin sonsuz kerem sahibidir.
Alak Suresi 1-5


Makıli Kufi yazı bir çok hattatımız tarafından çağımızın hat sanatı yazı stili olarak kabul edilmektedir.

Allah’ın insanlığa ilk hitabı ‘’Oku!’’dur. Onlara kalemle yazmayı ve ilimlerini arttırmayı bildirmiştir. Kendilerine indirilen ilk ayetlerle okumanın ve yazmanın önemini anlayan Müslümanlar yaratıcının mesajlarını en güzel şekilde yaymak için güzel yazı yazmayı görev edinmişler ve çokça çalışmışlardır. Bunun neticesinde İslam yazı sanatı gelişmiş ve çeşitlilik kazanmıştır.
İslam yazı çeşitlerinden biri ve ilki olan ma’kılî yazının lügatteki karşılığı kale gibi yer veya sarp yerdir. Tamamen köşeli harflerden oluşan yazının doluluk ve boşluk dengesinden dolayı hatt-ı satrancılî de denmektedir. Sıkça kûfî yazı ile karıştırılsa da kufi yazıdan çok daha önce kullanıldığından kronolojik açıdan ve harflerin yapısal özeliklerinden dolayıda birbirinden oldukça farklıdır. Ma’kılî yazı kalem ile (kesik uçlu) yazılmasının zorluğundan, daha ziyade kitabi sanatlarda değil mimari sanatlarda kendisine yer bulmuştur. İslam mimarisinde özellikle cami,
medrese ve türbe gibi yapıların iç ve dış duvarlarında taş, tuğla ve çini ile ma’kılî yazılar sıkça yazılmıştır. Orta Asya’da ve Selçuklu coğrafyasında sıklıkla kullanılan bu sistemin en önemli örneklerinden biri olarak Konya’daki Karatay Medresesi’ni gösterebiliriz. Osmanlı hat sanatının en önemli şahsiyetlerinden biri Ahmed Karahisari’nin de ma’kılî yazıya iltifat ettiğini eserlerinde kullandığı ma’kılî yazı kompozisyonlarından bilmekteyiz. Cumhuriyet döneminde ma’kılî yazı ile en çok eser vücuda getiren kişi rahmetli Emin Barın olmuştur. Barın’ın ma’kılî
yazıya getirdiği farklı ve alışılmadık yorumları bu yazının bilinmesinde önemli bir oynamıştır.

Hilye lügatte süs, ziynet, güzel sıfatlar ve güzel yüz anlamına gelmektedir. Istılahta ise Hazret-i Peygamberin sıfatlarını anlatan manzum veya nesir halindeki yazılar ve levhalardır. Meşhur Osmanlı hattatı Hafız Osman’ın hilye metninin yazılış formundaki yeniliğiyle birlikte hilye yazıcılığı önem kazanmış ve evlere ve işyerlerine levha olarak asılması adet olmuştur. Halk tarafından hane ve işyerlerinde Hilye-i Şerif bulundurulmasının hastalıktan, afetten ve sıkıntılardan koruduğuna inanılır.
Ma’kılî yazı ile tasarlanmış birbirinden farklı yirmi beş adet Hilye-i Şerif’ ten müteşekkil bu sergi tamamı ma’kılî yazıdan oluşan ilk tematik sergidir. Hattat Recep Minga klasik hilye formuna bağlı kalmadan özgün bir biçimde tasarım zenginliğini ortaya koymuştur. Bir metne bağlı kalarak çok sayıda farklı tasarım ortaya çıkarmak oldukça zor ve yorucu bir süreçtir. Sanatçı bu sergisinde kullandığı yazı varyasyonları, renk ve doku çeşitliliği ile monotonluğa düşmemeyi başarmıştır.
Recep Cengiz /Hattat-Tezhipçi